4 Haziran 2017

Kitap Teknolojisi Üzerine #Lakırtılar


Bilgisayarımın şarjı bitmeden bu lakırtının sonuna gelmeyelim. Yağmur da kapıda, bulutlar üstümüzde homurdanıyor. Dvořák o eşsiz parçalarından birini çalıyor. Az önce Poyrazcım Karayel’i hatırladım, aklıma onun soktuğu Oğuz Atay’ı okurken. Heyecanlıyım, ilk okuyuşum. Piyano ve yaylılar bir arada ne güzel. Güzel olan ne? Mesela, sekiz öyküden oluşan “Korkuyu Beklerken” güzel mi? Birinci öykünün yarısındayım, ritmi sevdim. Hayır hayır! Dvořák’tan bahsetmiyorum; yazardan söz ediyorum, Oğuz Atay’dan. Bütün yazarların bir ritmi vardır. Yazarların da birer müzisyen olduklarını hiç düşündünüz mü?

Her devrin basmakalıp soruları olur. Örneğin, nefesimizin çağında şu laf çok tekrarlanır: “Basılı kitap mı, e-kitap mı?” Şimdi, yazının başlığını hatırlayalım: “Kitap Teknolojisi...”. Konu teknolojiyse tabii ki “e-kitap” deriz, değil mi? Ekranı olan ve kendine ait pille çalışan elektronik bir aletten okumanın keyfini (keyif mi?) tıpkı arkeolojik alanların katmanlı yapısına benzer şekilde sayfalardan oluşan bir nesnede bulabilir miyiz? Peki, “teknoloji” dediğimiz şey günümüzün “akıllı” cihazlarından mı ibarettir? Sümerlerin, taş tabletleri çiviyle vurarak yazdıklarını düşünürsek bütün basılı kitaplar muhteşem bir teknolojinin ürünü. Ama bu kadar derine inmeden bugünün teknolojisini “e-kitap” olarak kabul edelim. Hiç kuşkusuz bu teknoloji, pek çok kolaylığı getirmekle beraber hâlâ ciddi yetersizlikleri barındırıyor.

Bir hoparlör aracılığıyla odamın duvarlarına çarpan ses için kaç müzisyen çalgısına dokundu? Muhtemelen bir sahne dolusu insan büyük bir özveriyle eseri çalıyor. Ama odamda bir tek sanatçı bile yok! Tıpkı bunun gibi e-kitap okuyucuları onlarca kitabı içinde taşıyabilse de (ve ağırlığı artmayarak) her bir kitabın değerini yansıtabilmesi mümkün değil. Mesela kitabın kendine özgü kokusu ve rengi bu cihazlarda bulunmaz. Sayfaları çevirirken ortaya çıkan hışırtı bu cihazlarda ancak şu an dinlediğim müziğin yapaylığıyla varlık gösterir. Çoğu okuyucuyu bir kitabevinde kendini çekmeye başaran ve son zamanlarda grafik değeri epey yükselen “kapak tasarımı” bu cihazlarla olsa olsa tablet bilgisayarı duvara asıp Mona Lisa’yı izlemek gibidir.

Bir kitabı gerçek ortamda duyularımla algılamak isterim. Sayfaları kırışmasın, kapağı yıpranmasın diye özenle davranmak isterim. Bir lambaderin ışığı altında onunla yolculuğa çıkmak isterim. Onun hacmini parmaklarım arasında hissetmek isterim... 

Teknoloji, insanları mutlu etmeli. Mürekkebi keşfeden, kâğıdı ve matbaayı icat eden ve elbette “kitap” fikrini ortaya koyanlara içtenlikle teşekkür ederim.

Teknoloji ile iç içeyim; "Korkuyu Beklerken" diye bir kitap okuyorum. Oğuz Atay'ın son öyküsünün son paragrafındaki son cümlesi şöyle: “Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?”

Yalnız değilim, biliyorum.

Kitap biraz dolaylı yoldan da olsa görmeyi sağlıyor, bir periskop gibi.

22 yorum:

  1. Kitaba dokunarak okumayı sevenlerdenim ben de...
    Varsın ağırlık etsin çantamda, okuma ihtimalimle taşımak bile hoşuma gidiyor inan...

    Keyifli haftalar diliyorum Engin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Okuma ihtimalini düşünmek... Bu bile ne kadar hoş, değil mi?

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  2. bu kitabı okumamıştım ama haklısınız Poyraz karayel diye okuyunca benimde gözümün önüne kitaplığı ve oğuz Atay Kitabı geldi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Epey dizi izlememe rağmen "Poyraz Karayel" dışında bir yazara ve kitap okumaya bu kadar takmış bir karakter hatırlamıyorum; bu açıdan "Poyraz Karayel" önemli bir dizi.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  3. E kitaptan nefret ediyorum. Asla okumuyorum. Ben kitabın kokusunu duymayı seviyorum. Mekanik olan hiçbir şeyi sevmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Mekanik olan hiçbir şeyi sevmediğinizi söyleyince geçenlerde okuduğum bir yazıdan dikkatimi çeken şu kısım aklıma geldi:
      "Ucuz bir kağıt karşılığı makineye çevirmeye çalıştığınız ben
      Kendimi sizin saatinize kuramıyorum"

      Böylelikle blog yazarı "hazır gelmişken" yorumunu da yapıverdim ve ilk kez böyle bir şey oldu. Aşağıda kaynağı da belirteyim:)

      Işık, Y., 2017, Dönen Çarklar, Blog: Sonbahar Kedisi (http://sonbahar-kedisi.blogspot.com.tr/2017/05/donen-carklar.html) Erişim Tarihi: 5 Haziran 2017

      Sıra dışı bir cevap oldu sanki :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil
    2. hahaha gerçekten de öyle oldu:))) Yorumlarını merak ettiğim insanlardan birisiniz. Okuduğunuza sevindim:)

      Sil
    3. Merhaba! :)

      Böyle farklılıklar yaşayabildiğimiz için de bloglar güzel :)

      Sil
  4. E kitap okumuşluğum var birkaç tane ama ne tadı ne de tuzu vardı. Tehlikeli oyunları yeni bitirdim bende. Oğuz atayın tarzını sevdim baya. Hikayelerde daha iyidir diye düşünüyorum. Korkuyu beklerken en kısa zamanda okuyacaklarım arasında. Bitirdikten sonra fikrini söylersin sen de bize :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Aslında uzun zamandır "Tutunamayanlar"a niyetliyim; ama zor, çok zor :) "Korkuyu Beklerken" fena gitmiyor.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  5. Güzel bir kitap, başucumda duruyor. Beyaz Mantolu Adam öyküsü ile tanışmıştım ilk önce ve çok etkilenmiştim. Kitap dış görünüşüyle, kalınlığı inceliği ve iç sayfaların ahengiyle beni büyüleyen bir şeydir. Dediğiniz çok doğru, ben de ona azami dikkat gösteririm bir mücevhermişcesine. :)
    O halde yazara cevap verelim: "Burdayız ey yazar!" :) Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Ben de ilk öyküyü okudum. Sıradan değildi; bu farklılığı sevdim, anlatılan zor olsa da... Orada olmanız beni mutlu etti :) Sevgiler.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  6. Ben de e kitap sevmem ama çağ bize bunu sunuyor ve matbu yayın yakında yok olacak kanımca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Bir türlü sizin blogunuzu ziyaret edemedim. Buna rağmen (Bence doğrusu budur; yani karşılığı olmadığında da devam etmek.) buraya gelip düşüncelerinizle yazımı zenginleştirdiğiniz için teşekkür ederim... Karşılık verme zorunluluğu hissettiğim için değil, yazılarınızı okumak istediğim için içtenlikle böyle söylüyorum.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  7. Merhabalar,

    Birileri için sıkıntılı olan şeyler diğerleri için nimet olabiliyor. Dünyanın garip halleri, hayat herkese farklı yanını gösteriyor. Ben de kitap okuduğumda kokusunu almayı tercih ederim. Görme engelli arkadaşlarım ise e-kitap yayınlarına yeni seçkiler konulduğunda bir hayli mutlu oluyorlar. Çünkü hala bazı illerde bulunan canlı kitapların yer aldığı kütüphanelerle sınırlanıyor bilgi dünyaları.Bilgisayarlarda Braille alfabesi ile uyumlu sesli kitap servisleri onlar için paha biçilmez değerde. Gören gözler için söylediklerinize katılıyorum.

    Oğuz Atay, sevdiğim yazarlardan biridir. Tutunamayanlar baş tacım olsa da her kitabı ayrı bir iz bırakır. Güzel günler dileklerimle, sevgiyle ve dostça kalın...



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Şimdi yorumunuzu okuyunca "e-kitap" kavramını eksik düşündüğümü de anladım. Aslında yazılı metnin dijital ortamda okunmasının yanında seslendirilmiş kitapların da "e-kitap" olduğunu söyleyebiliriz. Elbette yazılı e-kitap metinlerinin çeşitli uygulamalar aracılığıyla otomatik olarak sese dönüşmesi görme engelli bireyler için şahane. Çünkü her ne kadar birileri gönüllü olarak kitap seslendirmeye çalışsa da yazılı metin o kadar çok ki bu çaba yeterli olamıyor. Beni düşünmeye ittiğiniz için teşekkür ederim. Sevgiler.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  8. Ben de e-kitap tercih etmiyorum, denedim ama birkaç sayfa sonra sıkıldım. Aslında İngilizce veya anadilden farklı kitaplar e-kitap olarak daha rahat okunuyor olmalı, sözlüğe gerek kalmadan kelimenin üstüne tıklayınca anlamını öğrenmek büyük kolaylık. Yine de bende bu sistem işlemedi :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Basılıya alıştıktan sonra sanalı garip geliyor herhalde. Acaba sanalla büyüyen çocuklar için basılı kitap ne anlama geliyor? Genel olarak okumayan toplumda kendi dilinde okumak muhtemelen daha fazladır :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  9. buradayız :) sen benceee bir dergide gazetede filan yazmalısın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Orada olman ne güzel :) Bir gün o da olur; bu yorumu senden almak mutlu etti :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  10. Merhabalar, ben de kitap tutkunuyum, kitabı elimde tutmak, kokusunu hissetmek, sayfaları çevirebilmek tabi ki benim için de paha biçilemez ancak anne olduktan sonra anladım ki e-kitaplarda oldukça yararlı olabiliyorlarmış. Nasıl mı? Mesela kuzu kucağımda uyumayı tercih etmişse,muhtemelen bir elim kullanılamaz durumdadır. Kitap okunabilecek o nadide an kaçırılamaz, hemen imdada e-kitap yetişir. Ya da kuzu o gün bebek arabasında uyuyakaldı eve çıkarırsam uyanacak, tabi ki her an yanımda kitap taşıyamadığım için e kitap yine durumu kurtarır, kitapsız kalmamış olurum. Yani bakmayın e-kitapların itici geldiğine, eminim her fırsatta kitap okumaya çalışan benim gibi annelere ilaç gibi geliyordur. Bu yüzden e-kitap candır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Hoş geldiniz.

      Bu da bir başka açıdan yaklaşım. Yorumunuzla yazıyı zenginleştirmiş oldunuz. Çok teşekkür ederim :) Aslında söylemek istediğim elektronik kitapların tam karşısında olmak değildi, ama böyle olağan dışı durumlar haricinde yine de basılı kitap iyidir :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil

Yorum, paylaşmaktır :)
Merhaba misafirim!