15 Haziran 2017

Ekrandaki Yazın Üzerine #Lakırtılar


Sözcüklerin eş veya yakın anlamlılarını merak eder misin? "Edebiyat" yerine "yazın" diyebilmek ne kadar güzel, değil mi? Elbette tam tersini deneyimlemek de mümkün. "Edebiyatçı" gibi sık söylenen bir sözcük yerine "yazın eri" gibi daha az bilinen bir sözcük öbeğini kullanabiliriz. Sir Arthur Conan Doyle bir yazın eridir. Sherlock Holmes'ün yaratıcısı.

Kütüphaneden kitap alırken bir kitapçının raflarında dolaşır gibi heyecanlı ritimlerle adımlarımı atarım ve önünde sonunda "o kitap"la karşılaşırım. Tess Gerritsen ile öyle zamanlardan birinde tanıştım. Dedektif Rizzoli'nin yaratıcısı.

Çok satan kitap serilerine imza atan Arthur Conan Doyle ve Tess Gerritsen ulaştıkları başarıyla bu edebiyat karakterlerinin televizyon ekranına ve sinema perdesine yansımalarını sağladılar. Sherlock Holmes hem dizilerde hem de filmlerde birçok oyuncu tarafından canlandırıldı. Dedektif Jane Rizzoli ve çalışma arkadaşı Dr. Maura Isles yedi sezonda 105 bölüm süren bir dizinin ana karakterleri oldular.

Bir kitabın dizi veya film yorumu yapıldığında akla ilk gelen soru şu oluyor: "Tam olarak yansıtıyor mu?" Bu soruyu yinelemek istemiyorum, onun yerine başka bir soru soruyorum. "Bir kitabın içeriği dizi veya film yorumuna tam olarak yansıtılmalı mıdır?" Aslında cevabı vermiş oldum; hayır.

Yazar kişi, daktilosunun veya defterinin başına geçip zihninden damıttığı bir olay örgüsünü, yarattığı karakterlerle bir bütüne ulaştırıp kitaplaştırabildiğinde onun dünyası ortaya çıkmış olur. Bu eser başka bir ortamda yeniden var edildiğinde hiç kuşkusuz bir senaryo yazarı ve yönetmenin yorumuyla gerçekleşir. Tabii sıfırdan bir üretim söz konusu olamaz; çünkü diziye veya filme (hatta bazen tiyatro oyununa) yansımasının arkasındaki ticari kaygı zaten kitaptaki karakterlere ve olaya bağlıdır. Hababam Sınıfı'nda Rıfat Ilgaz'ın yarattığı okul hayatını Umur Bugay bambaşka bir yorumla senaryolaştırsa ve Ertem Eğilmez de filmi Rıfat Ilgaz'ın söylemindeki özü keşfederek çekmese belki yine Hababam Sınıfı diye bir filmi çok sevebilirdik ama bu Hababam Sınıfı, Rıfat Ilgaz'ınkine hayli uzak olurdu. Aslında izlemeye doymadığımız o film Rıfat Ilgaz'ın, Umur Bugay'ın ve Ertem Eğilmez'in.

Son iki paragrafta aynı sözcüğü dört kez kullandım: "Yorum." Türk Dil Kurumu sözlüğünde "Bir ürünün, bir modelin, bir sanat eserinin farklı bir açıdan ele alınarak yeniden oluşturulmuş biçimi, versiyon." olarak tanımlanıyor. Bu yüzden az önceki "...yansıtılmalı mıdır?" sorusunun cevabını "Hayır!" olarak düşünüyorum. Bir örnek daha vereyim. Ahmet Ümit'in öykü ve romanlarından tanıdığımız Başkomser Nevzat ve yardımcısı Ali'yi sadece kitap sayfalarında mı görüyoruz? 2000'li yılların başında TRT'de yayınlanan "Karanlıkta Koşanlar"da Başkomser NevzatUğur Yücel'in hem senaryo yazımındaki hem de oyunculuğundaki yorumuyla izliyoruz. Başka bir "Başkomser Nevzat" uyarlaması olan "Şeytan Ayrıntıda Gizlidir"de senaryoyu Turgut Yasalar yazarken ana karakteri Çetin Tekindor canlandırıyor. Uğur Yücel ile Çetin Tekindor'un "Başkomser Nevzat" yorumları bir olabilir mi? Peki, bu iki dizi ne kadar Ahmet Ümit'tir?


video; şuradan.

Arthur Conan Doyle 1859-1930 yılları arasında yaşadı. Doğal olarak Sherlock Holmes karakteri de bu iki tarihin arasında doğdu. O zamanın yaşamını bugüne göre düşünmek kötü bir seçim mi? "Sherlock" dizisinde Dr. John Watson, Sherlock Holmes'in çözdüğü vakaları blogunda paylaşıyor. Yani şu an benim yaptığım gibi. 1930'da bloglar var mıydı? Kitaplarını okuduğum bu edebiyat yapıtının güncel yorumu beni rahatsız etmiyor. Rizzoli serisinin ilk kitabı "Cerrah"ta Dr. Maura Isles henüz yoktu ama "Rizzoli&Isles"ta başından sonuna bu ikiliyi takip ettik. Bunu da önemli ve göze batmayan bir yorum olarak görüyorum. 

Son olarak "Elementary" dizisinden bahsedip yazıyı bitireyim. Bu da bir Sherlock Holmes uyarlaması. Üstelik bunda John Watson yok. Dr. Joan Watson diye bir kadın var; yani orijinal Sherlock Holmes serisine göre epey farklı. İlk bölümünü seyrettim; alıştığım Sherlock Holmes gibi değildi. Bu da yorumla ilgili düşüncelerimi pekiştiriyor.

Türkiye'de ve diğer ülkelerde kitapçı raflarından aşina olunan kahramanlar ekranda veya perdede izlenebiliyor. "Sherlock", "Elementary", "Rizzoli&Isles" yurt dışından; "Hababam Sınıfı", "Karanlıkta Koşanlar", "Şeytan Ayrıntıda Gizlidir" ise bizden örnekler... Bir de "Poyraz Karayel" gibi kitabı çıkan diziler var ki bu ancak başka bir lakırtının konusu olabilir.

Yorum çoğaltabilir; ama üretemez.

17 yorum:

  1. Ticari kaygılar kitapların ekrana taşınmasında önemli etkiye sahip. Tabi ekrana aktarılan her bir yapıt, kitabından çok daha farklı oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Hoş geldiniz.

      Bazen bu ticari kaygıların güzel yanı da var. Mesela öyle bir kaygı olmasa bugün "Hababam Sınıfı" diye klasikleşmiş bir sinema filmine sahip olur muyduk?

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  2. Bu yazı bana Game of Thrones okuyucularının dizi çok çok çok farklı olduğu için nasıl kızdıklarını getirdi:) Bir kitap, bir hikaye birebir ekrana yansıtılamaz elbette ama seyircinin dümen suyuna giderek, ticari artılar elde etmek düşüncesiyle karman çorman hale de sokulmamalı bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Benim dışımda bütün dünya galiba bu diziyi izledi :) Ben de çok uç farklılıkların olmaması gerektiğine inanıyorum. Sonuçta her ne kadar kitabını okumayıp sadece filmini ve dizisini izleyenler çok olsa da asıl değerli kitle kitaptan gelenler. Onları "kırmamak" lazım.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  3. Kaleminizi beğendim, başarılarınızın artmasını dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Hoş geldiniz.

      Teşekkür ederim :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  4. Her şey zamanında değerlidir. Bir olay da değerlendirilirken olay, olduğu zaman ve olayın olduğu yer dikkate alınarak üçlü saç ayağı doğru kullanıldığında doğru görülür yaşananlar. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Kitaptan uyarlama olan dizi ve filmler içinse "zaman" kavramı kitabın sayfalarında saklıdır.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  5. Güzel eserleri uyarlayalım bence. Çok da güzel olur. O kadar saçma diziler var ki artık görünce midem bulanıyor. Şimdi yine başlar uyduruk yaz dizileri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      "Güzel" nedir?

      Aslında saçma diziler ve filmler kadar saçma kitaplar da var. Mide bulandırmasalar da lezzeti olmadıkları kesin.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Sonbahar Kedisi'nde "Denize Varmaya Haziran" şiirine yaptığınız yorumdan geliyorum:)) Bu yazınızı da okudum. Yorum önemli diyorum:)

      Sil
    2. Merhaba! :)

      Uzun yoldan gelmişsiniz gibi hissettim, hoş geldiniz :) Bazen başka blogger'ların bloglarında yaptıkları tanıtım sayesinde ziyaret edenlerim oluyor ama yazdığım yorumdan dolayı gelen ve bunu belirten sanırım ilk kişisiniz :) Yazma ihtiyacınızı o blogda yaptığım yorumun altında da karşılayabilirdiniz; ama buraya geldiniz ve bunun için teşekkür ederim :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil
    3. Ben de tanıtım yazıları ve keşif etkinliği türünden yayınlarla yapılan blog ziyaretlerine gönderme yapıyordum:) Yorum kalabalığının kusuruna bakmayın, yazım hatasını düzelteyim derken oldu. Biraz da yorgunluktan galiba. Ben de güzel günler dilerim.

      Sil
    4. Gönderme epey dolaylı oldu herhalde, uzaktan bile seyirci olduğumu söyleyemem :) Tanıtım yazıları tamam da "keşif" etkinliklerini pek bilmiyorum. Arada blog başlıklarında görüyorum ama daha fazlası yok. Düzeltmemiş olsaydınız da "Denize Varmaya(n) Haziran" yazısını benim yazmadığımı bilirdim, hakikaten biraz karıştı :) Neye cevap vereceğimi şaşırdım :) Birini siz sildiniz, diğerini ben sildim; sonuçta bire bir kaldı :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil
    5. Kötü anlamda bir gönderme değil yanlış anlaşılmasın. Blog keşif etkinlikleri ve tanıtım yazıları sayesinde de çok değerli bloglarla karşılaştığımız oluyor.
      Karışıklık bazen iyidir:))

      Güzel günler dilerim!

      Sil
    6. "Sonuç itibariyle geldiniz :)" diyerek sonuca vardırıyorum :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil

Yorum, paylaşmaktır :)
Merhaba misafirim!