1 Haziran 2017

Blog Etkileşimi Üzerine #Lakırtılar


Sümer toplumundan beri okuyoruz ve yazıyoruz. Bu eylemlerin ikisini bir arada etkileşimli olarak yaşayabileceğimiz ortamların başında ağ günlükleri geliyor. "Blog" olarak da bildiğimiz bu sanal defterlerde çeşitli türlerde ve biçimlerde yazılarımızı paylaşıyoruz. Her ne kadar içinde "günlük" lafı geçse de deneyim sıklığımız çoğu zaman günlük olmuyor. Ayrıca "günlük" denilen nesneye dair mahremiyeti ağ günlüklerinde pek görmüyoruz. Zaten bu nedenle de işin içine "ağ" sözcüğü giriyor. Birbirine temas eden milyonlarca ağ ile birbirimize bağlanıyoruz ve günlüklerimiz bu ortak ağın erişimine açılıyor.

Kendimi bildim bileli okuyorum ve yazıyorum. İkisi birlikte bir bütünü oluşturuyor ve bundan keyif alıyorum. Yüzyıllardır devam eden kitap teknolojisi yazmak ve okumak eylemlerini yaşatıyor; ancak ikisini birden karşılaması ve etkileşimin de bu eylemlerle bütünleşmesi blog gibi daha yeni zamanın imkânlarında gerçekleşiyor.

Senelerdir blog/ağ günlüğü ile iç içeyim. Blog yazmamın ilk sebebi paylaşma isteğim... Bloglar birer dışa vurum alanı. Anlatacak çok şey var. Bildiklerimi ve düşüncelerimi sürekli güncelliyorum. Bunları birilerine anlatmaktan mutlu oluyorum. Aktarımı çoğu kez konuşarak yapıyorum; ama bazen konuşacak kişi veya konuşmaya uygun alan bulamıyorum. Böyle anlarda blog; bir Ege kasabasında, balkonuna begonvil dalları yükselmiş ahşap kepenkli bir ev gibi oluyor. Nasıl mı? Harikulade.

Sahiden bir Ege kasabasında, balkonuna begonvil dalları yükselmiş ahşap kepenkli bir ev güzeldir. Ama bu bile yeterli değil; misafirsiz evin tadı tuzu olmaz! Blogun da önemli bileşenlerinden biri yorum yazan okurlar... Bir evin kapısı önününden onlarca insan geçebilir; ama kaçı kapıyı aralıyor ve içeri giriyor? İşte misafir onlardır, yani içeri girenler, bize dokunanlar... Yorum yazmak dokunmaktır. Bir söz hatırlıyorum: "Sevmek dokunmaktır." Yorumun sevgiyle yoğrulması lazım. Mesela "(Ben geldim.) Bana da beklerim." diyerek yazılan yorumlarda sevginin ne kadar olduğu tartışılır. Açıkçası böyle yorumlardan pek hazzetmem.

Bazı insanlar çayı sever, bazıları kahveyi... İkisinin de asıl zevki yanınızda size yârenlik edendedir. Bazı yorumlar eştir, dosttur; samimi ve gerçek. Öyle bir yorumu öylesine yazılmış on yoruma değişmem... Ben de misafirliklerimde buna dikkat ederim. Bir bloga yorum yazarken karşımdakiyle yüz yüze geldiğim zaman vereceğim değeri göstermeye çalışırım.

Bloglara yazılan yorumlar ne işe yarar? Yalnız olmadığımızı hissettirir, okunma amacımızın gerçekleştiğini gösterir, farklı bakış açıları kazanmamızı sağlar, hayallerimiz için güdülenmemize yardım eder... Bunlar gibi nedenlerden dolayı yorumlar değerlidir. Tabii az önce söylediğim iki sıfatı yinelemek istiyorum: Yorumlar samimi ve gerçek olmalı. Kötüye "iyi" demekle karşımızdakine ne faydamız var? Herhalde onun kötüye devam etmesine yol açmaktan öte bir etkimiz olmaz. Eleştirinin de bir kültür olduğunu ve kolay elde edilmediğini biliyorum. Bence pembe gözlükler takıp yorum yazmakla yakıp yıkan yorumlar yapmak eşdeğerdir. Takip ettiğim bir blogda ikinci bölümü olan bir öykü paylaşılmıştı; ilk bölümün daha iyi olduğunu düşündüğüm için "Muhteşem!", "Harika!", "Süper!" gibi cümleler kurmak yerine nerede ne gibi bir sıkıntı gördüğümü belirttim. Karşımdan gelecek tepkiyi kestiremediğim için o yorumu yazarken çekinmiştim. Neyse ki içinde "Ben bunun üzerine bir düşüneyim." cümlesinin de geçtiği olumlu bir cevap geldi. O an o  blogda bulunan bir okur olarak oraya kendimce bir katkıda bulunmaya çalıştım; verilen cevap da bana bir şey katmış ki hatırayı anlatıyorum.

Yazmak ve okumak eylemlerinin modern çağdaki yansıması olan blogların etkileşim işlevi çok özel, değil mi?


Yorum yapmak veya eleştirmek karşımızdakine zaman ayırmaktır.

14 yorum:

  1. Merhabalar...

    Doğayı ve diğer canlıları sevebilen bir insan hayata daha farklı gözlerle bakar. Çirkinliklerin arasında bile aradığı güzellikleri kolaylıkla bulabilir. Yazmak bu anlamda hem kendini hem de dünyayı keşfetmek, okumaksa yeni bakış açılarıyla bildiklerimizi yoğurarak, dünyamızı büyütmektir. Blog yazmak, her iki işleve de renk katar. Hele yazılanlar yürekten yansıtılabiliyor ve içtenlikle dile getiriliyorsa yazanı da okuyanı da büyütür. Peki her yazılan, her okunan mükemmel midir? Mükemmelliğe bu kadar kolay ulaşılabilse bulduktan sonra elimizi eteğimizi çeker, dünyadan zevk ve haz alamazdık. O halde eleştirerek daha güzelini bulma çabalarımız negatif yanlarımızı da olumlar.

    Anlamlı paylaşım için emeğinize sağlık. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Biz... Buradaki "biz" sadece insanları değil; aynı zamanda hayvanları, bitkileri, toprağı, suyu, güneşi, binaları, köprüleri; yani duyularımızla algıladığımız doğal ve yapay çevreyi ifade ediyor... Biz bir bütünüz. Bu bütünü, dediğiniz gibi, "keşfetmek" için yazı gerçekten değerli bir araç. Okumadan yazmak çok bencil bir yaklaşım; bunu sadece bloglar kapsamında söylemiyorum. Bu nedenle ikisini bir yapmak lazım. Hatta bunun üzerine "etkileşim" kavramını da katabildiğimizde şahane bir şey ortaya çıkıyor; mesela bloglarımız... Bir şeye "mükemmel" dememek gerekir; çünkü "mükemmel" dendiği anda o şey artık bitmiştir, yani tükenmiştir. Hele ki yazı için (özellikle sanatsal yanı olanlar) bunu söylemek yersiz olacaktır. Tabii karşımızdakini güdülemek için "bazen" böyle laflar ediyoruz ki ona yararı hiç de az olmuyor :) Sevgiler.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  2. Yorumun karşılıklı bir etkileşim olduğuna inanıyorum ben de.
    Ama iki kelimelik yorum hiç yazmadım. Yazmış olmak için de yorum yazamıyorum. Yorumla bir katkıda bulunmalıyız, düşündürmeliyiz.
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Bir de şöyle düşünüyorum: Yorum yazarken karşımızdakine zaman ayırıyoruz. Zamanımızı neden boşa harcayalım ki? Bu nedenle içi boş yorumlar yazmak akla uygun değil... Yorumunuz için ben teşekkür ederim.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  3. Bu aralar baya yoğunum yeni bir iş oturtmaya çalışıyorum :(( Fazla dolaşamıyorum blogları :(( Yalnız değilsiniz,bunu bilin istedim ve yorum yazdım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Öncelikle belirtmeliyim ki yanlış ayraç tuşuna dokunmuşsunuz. Öbürüne basarsanız düzelir; şimdi burada dört tanesi hatalı :) Umarım işleriniz yolunda gider ve istediğiniz süreci/sonucu yaşarsınız. Yorumunuz için teşekkürler :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  4. Yalnız değilsin yorumlarımla burada olacağım ayrıca takibe de aldım:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Hoş geldiniz.

      Kapı açık, buyurun gelin :) Yorumunuz için teşekkürler.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  5. Tık tık! ben geldim diyomuşum :)
    Eline sağlıkk :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Kapıyı çalmak iyi, hoş. Ama "Ben geldim." derseniz sesinizi bilmediğim için tanıyamam :) "Yürüyen Balık" derseniz de oracığa düşüp bayılabilirim :) Yorumunuz için teşekkürler.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  6. Ben o öyküsüne yorum yaptığınız blogu bir yerden tanıyorum galiba:))) Açıkçası samimi bir yorumu, samimi olmayan on yoruma değişmem ben de. Çünkü yazdıklarıma insanların ne tepki vereceğini merak ediyorum ben. Sizin gibi insanların okuyup da yorum yapması benim için çok güzel bir şey. İnsan onur duyuyor. Okuduğunu bilmek bile başlı başına harika hissettiriyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Aaa, sahiden mi? :) Facebook'ta ve Instagram'da yorum bile yazmazken sadece "beğen" tuşuna basıyoruz/dokunuyoruz. Yer yer samimi olmayan kalp işaretleri de çıkarıyoruz. Maalesef o kültüre ve mantığa alıştığımız için hızlı tüketen ve yok eden bir yaklaşımla blogları da işler hale geldik. Burada onlar gibi görevlendirilmiş kısımlar pek yok; karşılık olarak içi boş yorumlar yapıyoruz. Neye yarıyor? Belki sayılar tatmin eder; ama o neye yarar... Yorumunuz için teşekkürler.

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  7. Yorumlar sen ben gibi bloggerları mutlu eden, blog yazmaya teşvik eden sevgi tomurcukları. Öyle ki takipçimizin bir yorumu bile bizim tüm gün mutlu edeceğine inanıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Hoş geldiniz.

      "Sevgi tomurcuğu" öbeği yorumlar için kullanabilecek değerde ve anlamda :) Katılıyorum; arada sırada öyle yorumlar alıyorum ve günüm birden neşeli hale geliyor :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil

Yorum, paylaşmaktır :)
Merhaba misafirim!