18 Nisan 2017

Nisan Güncesi 2017 #18: Otuz Beş Santimetre


Ruhumun bileşenlerini saymaya başlasam ilk önce "su" derim. Su içmeyi, denizi seyretmeyi, yüzmeyi ve duş almayı severim. Bazen öyle güzel akar ki su, elim bataryaya gitmez, kesemem. Bilsem de dünyada temiz suyun azaldığını... Su boşa akar görünse de aslında hoşa akar. Ruha değen su beni karıştırır. Şampuanın kokusu bile suyun kendinden etkisizdir.

Üniversitede pek çok akademik bilginin yanında bir de kırtasiye merakı edindim. Onlarca kalemim var. Ama içlerinden birinin yeri başka. O kalemin ne zaman mürekkebi bitse ve nefesi tükense yenisini alırım. Aslında aynı eylemi yapabileceğim kalemlerim olsa da onun keyfini diğerlerinde bulamıyorum. 

Bir ruhu nasıl çizebiliriz? Ruh neye benzer? Bir küp gibi kararlı mı, yoksa organik kıvrımlarıyla hayli hareketli mi? Peki, ya renk? Siyah ya da mavi; hangi mürekkep onu daha iyi ifade eder? Belki de bir kuru boya... Mesela suyla buluştuğunda başkalaşım geçirenlerden...

Her şeyin birbirini tamamladığını ve şeyler arasında sudaki gibi bir akışkanlık olduğunu düşünürüm. Acaba ruhumda su kaynadığı için mi denizi seviyorum? Gökyüzünün denize vuran mavisi mi Şirinler'e ilgimin sebebi? Çocukluğu önemsemesem hâlâ umursar mıydım mavi minikleri? Çocukluk, yaşamın gökyüzü değil midir? Markette bir puding markasının Şirinler anahtarlığı verdiğini görünce elbette aldım.

Şirinler köyünde yüzden fazla Şirin yaşıyor. Her biri farklı bir kişilik özelliğiyle öne çıkıyor. Kimi marangozluk işlerinden anlıyor, kimi iyi yemek yapıyor. Kimi şakacı, kimi hayalperest... Bildiğim kadarıyla içlerinde sürdürülebilirliğe kafayı takan yok. Bu kavramın daha yeni sayılabilecek bir zamanda konuşulmaya başlamasının bunda etkisi olabilir.

Sürdürülebilirlik önemli. Bunu sadece on yedi harflik bir sözcük olarak görmemeliyiz. Hayatımızın bir parçası olarak kabul etmeli ve bununla yaşamayı öğrenmeliyiz. Belki sevdiğimiz bir kalemle onu ruhumuza çizmeliyiz.... Bugün aldığım puding ve birkaç ürün için kasiyer otuz beş santimetrelik bir fiş verdi. Ziyan! İsraf... Bir kâğıdın böyle harcanması doğru mu? Sürdürülebilirliği önemsemeliyiz. Böylece daha mutlu olacağız.


6 yorum:

  1. Eline sağlık :) çok sevdim ben bu nisan güncesini :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Teşekkür ederim :) Ben de bu yorumu çok sevdim :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  2. çok güzeldi bu yazın yaaa vallaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Öyle mi? Çok teşekkürler :)

      Güzel günler dilerim!

      Sil
  3. İsrafsa konu, elbette su da boşa akmamalı, kağıt da harcanmamalı.. minicik cüce bir kalem oluncaya kadar kullandırırlardı bize kurşun askerleri :) tepesine bir kalem şapkası takarak. Biz o zamanlardan tanışırmışız meğerse şirinlerle bu sayede :)
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba! :)

      Hoş geldiniz.

      Su konusunda muhakkak daha dikkatli olmalıyım... Ama çok seviyorum :) Kurşun kalemlerimi dediğiniz gibi kullanırım ve bunu keyifli bulurum :) Sevgiler.

      Güzel günler dilerim!

      Sil

Yorum, paylaşmaktır :)
Merhaba misafirim!